RSS

Aspirinin bağırsak kanserine karşı koruyucu etkisi

30 Kas

Dünyada her yıl 600.000’den kişiden fazla insan bağırsak kanserinden hayatını kaybetmektedir. ve uzun yıllardan beri bu konuda etkili bir ilaç bulabilmek için yoğunbir şekilde çalışılmaktadır. Bu çalışmaların bir kısmı da aspirinin etkin maddesi olarak bilinen Asetilsalisilik asit(ASS) üzerine yoğunlaşmış ve yapılan birçok çalışma aspirinin bağırsak kanserini engellemede bir hayli etkili olduğunu göstermiştir.

Uzun süreli ve düzenli aspirin kullananların bağırsak kanserine yakalanma riskinin daha az.

The Lancet dergisinin 28 Ekim 2011 tarihli sayısında yayınlanan bir makalede Asetilsalisilik Asitin bağırsak kenserini iyileştirdiği bir kez daha teyid edilmiş oldu. Yapılan bu çalışmayla bağırsak kanserinin ön aşaması olarak bilinen Lynch-Sendromunun* tümöre dönüşmesi Asetilsalisilik Asit (ASS) tarafından büyük ölçüde önlendiği ortaya kondu.

Uygulama

Önce 16 ülkede gen analizi yapılarak 937 Lynch-Sendromlu hasta tespit edildi. Daha sonra bu hastaların yarısına hergün düzenli olarak Asetilsalisilik Asit(ASS) verildi. Diğer yarısına ise Asetilsalisilik Asit (ASS) verilmeden tedaviye geçildi. (Bu grup, kontnrol grubudur)kalin bagisak adenom: Kornisom

1999 -2005  yılları arasında  yapılan bu araştırmada tesadüfi seçilmiş deneklerin ilk yarısına günlük 600 mg Asetilsalisilik Asit (ASS), ikinci yarısına ise plasebo ilaç verildi(Plasebo ilaç: Sadece görünümü Aspirin, içerisinde etkin madde yok).

  • 29 ay sonra yapılan ilk inceleme: iki grubun bağırsaklarında bulunan Adenom** ve Karsinomların*** durumunda ne nicelik ne de nitelik olarak bir iyileşmeye görülmedi(1).
  • 55.7 ay sonra yapılan ikinci inceleme: ASS kullanan hastalarda, ASS kullanmayan hastalara göre % 60 ın üzerinde iyileşme görüldü.

ASS grubu içerisinde bulunan 53 kalın bağırsak kanserli hastanın (Colorectal cancer) 34 ü iyileşirken plasebo grubu içerisinde bulunan aynı sayıdaki kalın bağırsak kanserli hastanın sadece 19 unda iyileşme görüldü.

Bu araştırmada özellikle dikkat çeken başka bir konu ise ASS kullanıp tedaviyi iki yıl sonra kesen hastaların durumunda görüldü. Bu gruptaki hastaların durumu tedaviye devam eden hastalara göre % 59  oranında kötüleşti. Plasebo ilaca devam edenler ile iki yıl sonra bu ilacı kesenlerin sağlık durumunda ise kayda değer bir fark görülmedi.(2)

Bu araştırmanın devamı niteliğindeki başka araştırma ise Cancer Prevention Project 3 (CAPP 3) adı verilen bir projedir. Gelecek 30 yıl içerisinde 30.000 Lynch-Sendromlu hastanın yaklaşık 10.000’nın bağırsak kanserine yakalanacağı ön görülüyor ve bu proje kapsamında hastaların en az 1000 nin hayatının kurtarılması planlanıyor. Bu çerçevede, İngilterede mutasyonlu gen taşıyan 3000 Lynch-Sendromlu hastaya 5 yıl boyunca çeşitli dozlarda (100 mg, 300 mg ve 600 mg) ASS verilerek bağırsak kanseri için optimal doz tesbit edilecek(3).

Aspirin hiç kuşkusuz yirminci yüzyıla damgasını vuran bir ilaçtır. İlk defa 1899 yılında bulunan ve 100 yıldan beri ilaç endüstrisinde önemli bir yer tutan bu ilaçın yıllık tüketimi 100 milyar tablet civarındadır. (Ortalama kişi başına yılda 20 tablet düşüyor).

Asetilsalisilik Asitin vücutta nasıl çalıştığı uzun yıllar bilinmiyordu. 1971 yılına ilk olara bu mekanizmayı keşfeden Prof. John Vane 1982 yılında bu keşfi ile Nobel tıp ödülünü aldı.

Aspirin vücutta nasıl çalışıyor ?

Asetilsalisilik asit(ASS), prostaglandin sentezini**** bloke ederek iltihaplanmaya sebeb olan prostaglandin üretimini engeller.

Prostaglandin üretimi vücutta iltihaplanmaya birlikte vücut ısısının yükselmesine sebep olur. İşte bu esnada alınan Asetilsalisilik Asit (ASS), Cyclooxygenase enziminin çalışmasını bloke ederek, iltihaplanmayı, dolayısı ile vucut ısısını düşürür.


Asetilsalisilik asitin (ASS) zararları?

Mide, yiyecekleri ögütmek için mide asidi üretir. Mide asidinin  mideye zarar vermemesi için yine mide tarafından Prostaglandin***** üretir. Prostaglandinın midedeki bu çok önemli fonksiyonu, Aspirinde bulunan Asetilsalisilik Asit (ASS) tarafından  engellenerek ve mideye zarar verir.

Bu yüzden uzun süreli Asetilsalisilik Asit(ASS) kullanımlarında çok önemli mide kanaması vakaları görülebilmektedir. Bunun dışında, Asetilsalisilik asit(ASS) kanı incelttiği için yaralanmalarda ve özellikle gözle görülmeyen iç yaralanmalarda büyük sorunlar çıkarabilmektedir. Eğer bu yaralanmalar beyindeki kılcal damarlarda olursa çok daha tehlikeli yaşamsal sorunlarda orataya çıkabilmektedir.

Bütün bunların yanı sıra Asetilsalisilik Asitin(ASS) deride tahrişlere, kulakta çınlamalara, böbrek fonksiyonlarında azalmalara, midede ağrılara, karaciğer fonksiyonlarında bozukluklara yol açabilmektedir.

Uyarı: Asetilsalisilik Asiti (ASS) her gün düzenli olarak koruyucu amaçla alan kisilerin bunun yararlarının yanı sıra çok önemli sağlık sorunlarında beraberinde getirebileceğini göz önünde bulundurması gerekmektedir.

  • Lynch-Sendromu*: Genetik bir rahatsızlık olup kadın ve erkekte eşit oranda görülür. Lynch-Sendromu bulunan kişilerin % 80 inde tümör oluşurken sadece % 20 si sağlıklı kalabiliyor. Sağlıklı kişilerin genlerinde bir hata olduğunda, bu hata tamir mekanizması devreye girerek düzeltilebilirken, Lynch-Sendromu kişilerde DNA tamir mekanizmasıdaki bozukluk nedeni ile bu hata düzeltilemiyor. (Bu hata yüzden DNA tarafından doğru kodlanması gereken protein de hatalı kodlanıyor.) Lynch-Sendromuna sebep olan bilinen 6 gen bulunmaktadır. Bunlar; hMSH2, hMLH, hPMS, hPMS2, hMSH6 ve hMLH3 genleridir. Bu genlerde meydana gelen bir hata “DNA mismatch repair proteins“ ismindeki proteinin kodlanamamasına sebep oluyor. Bu protein olmadan genlerde oluşan hatalar düzeltilemiyor.
  • Adenom** : Mukuzo ve bezelerde oluşan iyi huylu şişlikler.
  • Karsinom***: Epitelde, yani yüzeyde oluşan kötü huylu tümörlerdir. Bunlarin %80’i daha sonra kansere dönüşmektedir.
  • Karsinom**** : Epitelde, yani yüzeyde oluşan kötü huylu tümörlerdir. Bunlarin %80’i daha sonra kansere dönüşmektedir.
  • Prostaglandin sentezi*****: Doymamış bir yağ asidi olan arachidonic asit´in Cyclooxygenase enzimi yardımı ile prostaglandin üretilmesidir. Üretilen prostaglandin iltihaplanmayı durdurarak, vücuttaki yüksek ateşi düşürür.

 Mehmet Saltuerk

++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltuerk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Kaynaklar

The Lancet, Early Online Publication, 28 October 2011 doi:10.1016/S0140-6736(11)61216-6

(1)http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa0801297
(2)http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736%2811%2961216-6/fulltext
(3) http://www.coloncancerpreventionproject.org/
http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736%2810%2961543-7/abstract
http://jnci.oxfordjournals.org/content/101/4/256.short
 
Bu blogdaki makaleler bir başka yayın organında kaynak gösterilmeden yayınlanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.
Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 30. Kasım 2011 in Allgemein

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: