RSS

Boy uzunluğunun diyabet 2, kalp-damar hastalıkları ve kansere etkisi

12 Şub

Boy uzunluğu veya kısalığı büyük ölçüde genetik faktörlerden kaynaklanmak ile birlikte son yıllarda dünya genelinde çocuk ve yetişkinlerde gözlenederlandmens görülür bir şekilde boyun uzadığı görülmektedir. Günümüzde hemen hemen her çocuk yetişkin yaşa ulaştığında kendi annesi ve babasından daha uzun boylu oluyor.

Bu konuda Hollanda’da yapılan bir araştırma, Hollandalı erkeklerin 150 yıl öncesine göre ortalama 20 cm daha uzun olduğunu gösteriyor.[1] Bu konuda ilginç başka bir ayrıntı ise, Hollanda’nın kişi başına süt ve süt ürünleri tüketiminde dünya sıralamasında en üstlerde yer alması…[2]

Bu bilgilerden yola çıkan Alman Diyabet Araştırma merkezinden(DZD) Norbert Stefan ve arkadaşları beslenme, boy uzunluğu ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi ele alan bir araştırma yaptılar.

Uzun veya kısa boyun, yaygın hastalıklara etkisi

Yapılan bu epidemiyolojik araştırma, boy uzunluğunun / veya kısalığının diyabet 2, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi toplumda yaygın olarak görülen hastalıkların ortaya çıkmasında etkili olduğunu gösteriyor.

Araştırma sonuçları açıkça kısa boylularda uzun boylulara göre kalp-damar hastalıkları ve diyabet 2 riskinin daha fazla, buna karşılık uzun boylularda kanser riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Buna göre boyda fazladan her 6,5 cm lik bir uzunluk kalp-damar hastalıklarıdan ölme riskini % 6 düşürürken, kanserden ölme riskini % 4 yükseltiyor.fig4

Not: Risk Hesaplaması şişmanlık, sigara alışkanlığı ve alkol kullanımı gibi modüler faktörlerden bağımsız olarak hesaplanmıştır.

Birçok sebepten şüpheleniliyor

Sebep konusunda kesin net bir bilgi olmamasına rağmen sebebin embriyonal dönemin çeşitli evrelerinde anne tarafından tüketilen başta süt ve süt ürünleri olmak üzere, yüksek kalorili yiyeceklerin ve hayvani proteinlerin doğacak olan çocuğun boyunun büyümesinde etkili olacağı varsayılıyor. Bu gıdaların anne tarafından hamilelik döneminde tüketilmesi vücutta bazı protein ve hormonların salgılanmasına aracılık ederek embriyoyu etkilediği ve bu etkinin çocuğun doğumundan ölümüne kadar yaşamında bir takım kalıcı değişikliklere sebep olduğu düşünülüyor.

Nedir bunlar?

Embriyonal dönemde birçok hormon, protein ve enzimin rol oynadığı biliniyor. Insulin-like growth factor* 1, 2 ve IGF-1/2- Sistemi nin de bu konuya ilgili olduğu düşünülüyor.

Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlar uzun boylu insanların vucudunun insüline daha duyarlı olduğunu, kanında daha düşük oranda yağ olduğunu ve buna bağlı olarak da kardiyovasküler hastalık ile diyabet 2 riskinin bu insanlarda daha düşük olduğunu gösteriyor.

Norbert Stefan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, „Uzun boylu insanlarda Insulin-like growth factor* 1, 2 nin aktivasyonunun yağ metabolizması üzerinde olumlu bir etki gösterirken, IGF-1/2 sistemindeki aktivasyonun meme kanseri, kolon kanseri, cilt kanserifig 2 gibi bazı kanser türlerine karşı risk oluşturduğunu tahmin ediyoruz“ dedi.

İhtimal o ki, yukarıda adı geçen iki faktör, tüketilen süt ve süt ürünleri tarafından aktif hale getirilerek bir taraftan boyun uzamasına sebep olurken diğer taraftan vucudun insuline duyarlı hale gelmesine ve dolayısıyla yağ metabolizmasının düzenli çalışmasına sebep oluyor.

Sonuç

Bu araştırma boy ile kalp-damar, diyabet 2 ve kanser arasında bir ilişki olduğunu göstermesi açısından önemli bilgiler içeriyor. Bu bilgiler ışığında gerek doktorlar gerekse bizzat kişinin kendisi hangi hastalığa daha yatkın olduğunu önceden tahmin edebilir ve ona göre bir takım koruyucu önlemler alabilir.

Insulin-like growth factor*: insüline benzeyen bir proteindir. Büyüme hormonu somatomedin lerin salgılanmasını uyararak büyümeyi sağlar. Eksikliği kısa boyluluğa sebep olurken, fazlalığı mevcut tümörlerin büyümesine sebep olur.

Mehmet Saltürk

++++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltuerk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++++

Kaynak

Divergent associations of height with cardiometabolic disease and cancer: epidemiology, pathophysiology, and global implications

DOI: http://dx.doi.org/10.1016/S2213-8587(15)00474-X

The Lancet Diabetes & Endocrinology

Bu blogdaki makaleler bir başka yayın organında kaynak gösterilmeden yayınlanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

 
Yorum yapın

Yazan: 12. Şubat 2016 in Allgemein

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: